Atomu kim buldu

Maddenin en küçük ve temel yapı taşı olan atomun ismi yunancada bölünemez anlamındaki atomos kelimesinden gelmektedir.  Modern mikroskoplarla bile görülemeyen Atom, teorilerle desteklenerek bulunmuştur. Modern atom teorisinin babası İngiliz kimyager ve fizikçi John Daltondur. John Dalton 1803 yılında maddenin bölünemez ayrık parçacıklardan oluştuğu teorisini geliştiren ve  kanıtlayan ilk kişidir. Aslında maddenin küçük parçacıklardan oluştuğu teorisi ne kimyacılardan ne de fizikçilerden çıkmıştır. Antik Yunan ve Hindistanda maddenin doğası teorisi bir felsefe akımı olarak ortaya çıkmıştır. Kimya alanındaki gelişmeler arttıkça, bu felsefenin doğruluğunu kanıtlanmaya başlanmış ve 19. yüzyılın başlarında bilimin alanına girmiştir.

Ancak, 20. yüzyılın başından itibaren elektromanyetizma ve radyoaktivite ile yapılan çeşitli deneyler yoluyla, fizikçiler, sözde “bölünmez atom” un aslında ayrı parçacıklarından (çekirdek, elektron, proton ve nötronlar) oluştuğunu keşfettiler.  Atomların aslında bölünebilir olduğunun bulunmasından sonra fizikçiler bölünmez parçacıklar anlatmak için “temel parçacıklar” terimini kullanmaya başladışlar.

John Dalton’un atom teorisinden sonra bir çok bilim adamı yeni atom teorilerini kanıtlamaya çalıştılar.

Diğer Atom Teorileri

Rutherford (1911), ince bir maden (altın) levhadan alfa tanecikleri geçirdi. Alfaların çoğu, serbestçe doğru geçip binde biri, yolundan saptı. Madenler atom şebekesi olduğundan, alfaların doğru geçmesi atomların içinin boş olduğunu göstermektedir. Demek ki atomların ortasında, atomun artı elektrik yükünü ve aynı zamanda bütün kütlesini havi bir çekirdek vardır. Bu çekirdeğin çapı atomun tekmil çapından yüz bin defa daha küçüktür. Atomlar elektrikçe nötr olduğu için, çekirdek etrafında, çekirdekteki artı elektrik kadar elektron bulunması lazımdır.

Rutherford, atomları planet modeline benzeterek, elektronların boşlukta gelişigüzel hareket ettiklerini ileri sürdü. Ancak bu model, elektronların yörüngelerindeki ivmeleri dolayısıyla zamanla enerjilerini kayıp ederek, çekirdek üzerine düşmeleri gerekeceği sorusuna cevap veremedi.

Bu soruya 1913 yılında Bohr, quanta yörünge modelini geliştirerek cevap verdi. Bohr, elektronların çekirdek çevresinde belirli yörüngelerinin olduğunu ve bir yörüngeden diğerine ganta atlamaları şeklinde geçtiklerini ileri sürdü.

De Broglie, Bohr modelinin ortaya koyduğu serbest yörüngeleri, o andaki elektronun madde dalgasının kendi içinde kapalı olarak titreştiği ve böylece duran dalgaların meydana geldiği alanlar olarak açıkladı. Fakat bu madde dalgası fikri ile de atom yapısına fiziksel bir berraklık getirilemedi.

De Broglie’nin fikirlerinden hareket eden Schrödinger ve Heisenberg (1927) muhtelif matematik ifadelerle modern atom teorisini ortaya koymuşlardı. Bu teoriye göre, elektron için çekirdek etrafında belirli bir yol ve yörünge yoktur. Ancak elektron orbital veya yük bulutu adı verilen alanlarda bulunabilir. Elektronun bulunma ihtimalinin olduğu bölgeler Schrödinger’in ortaya koymuş olduğu dalga fonksiyonunun mutlak karesi alınarak bulunabilir.

Atom Nedir?

Atom içinde organize tanecikler bulunan ve bunlara bölünebilen yine de maddenin temel yapı taşı olarak bilinen bir birimdir. Bütün maddeleri meydana getiren 105 çeşit element bilinmektedir. Element, kendisinden başka özellikte maddeler çıkarılmayan saf madde demektir. İşte bu elementlerin her birini meydana getiren en küçük yapı taşları atomlardır. Aynı cins atomlar elementi meydana getirir. Mesela hidrojen ve demir birer elementtir. Çünkü yapılarında birer çeşit atom vardır. Farklı atomların bir araya gelmesinden oluşan maddelere bileşik diyoruz. Su element değil, bir bileşiktir. Oksijen ve hidrojen atomlarından meydana gelmiştir. Su, toprak, ateş, etrafımızdaki bütün maddeler, bu 105 çeşit elementin, yani bunların yapı taşı olan atomların muhtelif şekillerde bir araya gelmesi ile meydana gelmiştir.

Bugün bilinen yapıya göre atom, artı elektrik yüküne sahip protonların ve yüksüz nötronların bulunduğu bir çekirdek ile, çekirdek etrafındaki eksi elektrik yüküne sahip elektronlardan meydana gelmiştir. Bir atomdaki proton ve elektron sayıları birbirine eşit olduğunda atom nötrdür. Artı ve eksi yükler arasındaki çekim, elektronları çekirdeğe yakın tutar.