Matbaa’yı kim buldu

matbaayı kim buldu

İlk matbaa ne zaman bulundu ve matbaayı kim icat etti sorularına cevap vermek için matbaanın tarihine ve baskı sistemlerine bakmakta yarar vardır. Kağıdın icadından önce insanlar yazıları kerpiçten yapılma tabletler, taşlar ve ağaçlar üzerine yazdılar. Fakat bu yazılan yazıları çoğaltmak için yeniden yazmak gerekiyordu. Kağıdın icadıyla birlikte Fizik, kimya, tıp, eczacılık ve matematik gibi bilimler ile ilgili çalışmalar ve bilgiler kitaplar haline getirilmeye başladı. Yine çoğaltma işlemi elle yeniden yazarak oluyordu.

İlk Baskı Sistemleri

Bu kitaplar ilk zamanlar elle yazıldıysa da, zamanla daha fazla kimsenin okuyabilmesi ve faydalanabilmesi için çoğaltma yolları araştırıldı. Taş ve ağaç üzerine oyulan çeşitli damgalar ve kalıplar geliştirildi. Böylece baskı tekniği ve matbaa ortaya çıktı. Eski devirlerden beri bilinen ve kullanılan matbaa bal mumu veya kil üzerine silindir biçimindeki damgalar ve kalıplarla elde edildi.

Tahta ve metal kalıplarla oyulmuş tuğlalardan da faydalanıldı. M.S. 2. yüzyılın sonlarında Çinliler tarafından geliştirilen matbaada klâsik budist metinler basıldı. Mermer levhalara oyulan yazı ve şekiller üzerine ıslak kâğıt basıldı, kâğıt üzerine çıkan kabartma yazı ve şekiller mürekkeple boyandı. Böylece tek tek yazmak veya çizmek gibi zorluklar bir kenara bırakılarak aynı yazı ve şekiller pekçok sayıda
çoğaltılabildi.

Zamanla mermer levhaların yerini ağaç baskı blokları aldı. Ağaç blok üzerine harfler ve şekiller kabartmalar hâlinde oyuldu. Basım için ağaç blok fırçayla mürekkeplendi. Mürekkepli kısmın üzerine kâğıt basılarak yazı ve şekiller kâğıt üzerine aktarıldı. Bu usulle Çin ve Japonya’da M.S. 8 ve 9. yüzyılarda çeşitli kutsal metinler basıldı.

Tipo baskı tekniği

On birinci yüzyılda Çinli bir bilim adamı olan Sheng, metni meydana getiren harfleri, kil ve tutkalı karıştırıp pişirerek tek tek hazırlama yöntemini buldu. Özel hazırlanmış ve pişirilmiş olan harfleri bir demir levhanın üzerine yan yana dizdi. Üzerlerini reçine, mum ve kâğıt külüyle sıvadı. Daha sonra levhayı hafif ateşte ısıtarak harflerin katılaşmasını sağladı. Katılaşmış harflerle kaplı levhanın üzerini mürekkepleyerek üzerine kâğıdı bastı ve basılmasını istediği metinden istediği kadar nüsha çoğalttı. Basım işlemi bittikten sonra da kalıbı yeniden ısıtarak harfleri tek tek söktü. Bu harfleri sonraki seferlerde tekrar tekrar kullanabilme yöntemini geliştirdi. Böylece tipo baskı tekniğinin ilk örneği elde edilmiş oldu.

Çinlilerle komşu olan Türkler de matbaayı kullanmaya başladılar. Türklerin M.S. 8. yüzyılda matbaayı bildikleri ve baskı tekniğini kullandıkları biliniyor.

Ticaret yapmak ve İslamiyeti yaymak amacıyla Semerkand ve diğer Orta Asya şehirlerine giden Arap tüccarlar kağıt kullanımını ve baskı tekniğini görerek uygulamaya başladılar. Kuzey Afrika üzerinden İspanya’ya geçen ve devlet kuran Endülüs Emevileri de matbaa ve baskı tekniğini kullandılar. Ticaret için Endülüs’e giden Avrupalılar baskı teknikleri konusunda bilgi sahibi oldular.

Avrupa’da Matbaa

On dördüncü yüzyıldan îtibâren Avrupa’da matbaa kullanılmaya başlandı. İlk zamanlar daha çok dini resimler basıldı. 15. yüzyılın başlarında ise birkaç sayfalık küçük kitapçıklar basılmaya başlandı. 1423-37 seneleri arasında harflerin tek tek ağaçtan oyularak hazırlanmasına geçildi. Daha sonra metalden hazırlanan harflerle baskı yapıldı. Önce pirinç veya tunçtan bir dizi harf kalıbı hazırlandı. Sonra bu kalıplar, basılacak metni meydana getirecek şekilde kil veya kurşun gibi yumuşak bir metal matris üzerine tek tek vuruldu. Arkasından matrisin yüzeyine kurşun dökülerek klişe levha hazırlandı. Böylece Tipo baskı tekniğinde matbaa geliştirilmiş oldu.

Johannes Gutenberg

1447 yılında hareketli parçalar ile yazı baskısını Avrupa’da başlatan, kuyumcu, matbaacı ve yayıncıdır. Gutenberg daha önceden bilinen baskı tekniklerini daha da geliştirdi. Harfleri ve karakterleri tek tek dökerek hazırladı. Önce karakterin pirinç veya tunçtan kalıbını hazırladı. Kalıpların çevresine kurşun dökerek bir matris elde etti ve bunun üzerine kurşun kalay ve antimon karışımı bir alaşım dökerek karakterler elde etti. Altta sabit bir yatak ile üstte vidalı bir kol yardımıyla düşey olarak hareket eden bir kapaktan meydana gelen bir matbaa makinesi geliştirdi. Bu sistemde baskısı yapılacak klişe yataktaki metal bir çerçeveye tesbit ediliyor, mürekkepleniyor ve üstüne kâğıt konuluyordu. Daha sonra kapak kâğıdın üzerinden, merdâne belli bir basınçla bastırılarak kâğıt üzerine baskı gerçekleştiriliyordu.

Daha sonra Peter Schöffer 1475’te yumuşak metal kalıplar yerine çelik kalıpların kullanılması uygulamasını başlattı. Satırların düzgün bir biçimde dizilebildiği bakır klişelerin hazırlanmasını elverişli hâle getirdi. Baskı makinesinin yatak bölümü de hareketli duruma getirilerek kâğıt değiştirme, klişe mürekkepleme ve üst kapağa basınç uygulama işlemleri de kolaylaştırıldı.

Matbaa ve zaman içinde yeni değişiklikler

Matbaa ve baskı sistemlerinde zaman içinde yeni değişiklikler oldu. 1790’da İngiliz William Nicholson mürekkepleme işleminde deriyle kaplı merdane kullanımını başlattı. 1795’te ABD’li Samuel Rust tamâmen çelikten yapılmış ve üstten vidayla sıkıştırılan matbaa makinesini geliştirdi. 1803’te Alman Friedrich Koenig buhar gücünden ve dişli çark sisteminden faydalanarak baskı kapağının inip kalkmasını, yatağın ileri geri hareketini ve klişenin merdânelerle mürekkeplenmesini tek bir mekanik hareket olarak birleştirdi. 1811’de yardımcısı Andreas Bauer ile birlikte baskı kapağının yerine, üzerine kâğıt sarılı bobinlerin kullanımını başlatarak rotatif baskı sisteminin gelişmesinin ilk adımlarını attı.

1865’te ABD’li William Bullock tabaka yerine bobin kâğıtlar kullanarak kâğıt besleme işlerini devamlı kıldı. Daha sonra da otomatik katlama makinelerini geliştirerek basım işini hızlandırdı. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında ve yirminci yüzyılda matbaa makineleri ve baskı teknikleri husûsunda büyük gelişmeler oldu. Tipo baskı sisteminin yanında tifdruk, rotogravür ve ofset teknikleri kullanıldı. Basımı yapılacak yazıların harf klişelerini tek tek dökerek dizen sıcak metal kullanan dizgi makinelerinin yerini çok hızlı optik usullerin kullanıldığı bilgisayarlı dizgi makineleri aldı. Bu sâyede büyük okuyucu kitleleri olan gazeteler çoğaldı.

Paylaşın Bilgi Çoğalsın