Saksı’yı kim buldu

Saksıyı kim buldu, Saksıyı kim icat etti. Çiçek dikilen saksı Avrupa’dan gelmiş ve en beğenilen cinsleri Saksonya ürünü olduğu için Saksonya’ya ait anlamında saksı adıyla anılarak bütün türün adı haline gelmiştir. Saksının tarihi çiçeklerin bahçeden taşınmasının da tarihidir. Dünyanın yedi harikasından biri olarak belleklere kazılan Babil’in asma bahçeleri M.Ö. 6. yüzyıla ait kabul edilmektedir ve park bahçe kültürüyle zevk ve ihtişam anlayışının çakışmasını simgeleyen bir gösterge olarak dikkat çekmemiştir. Bugün park bahçe kültüründe Japon, İngiliz sistemlerinden söz edilirken, Hint kıtasının İngiltere’ye etkisi veya Ahmet Haşim’in “Acem bahçesi”nden muradının ne olduğu üstünde durulmuyor.

Babil bahçelerinin de II. Nabukadnezar tarafından İranlı karısının memleket özlemini dindirmek için yaptırıldığı söylenmektedir. Fransa mutfağının uluslararası düzeyde kendisini kabul ettirebilmesi için merkezi Fransa devleti ve burjuvalaşan Fransa’da Fransız aristokrasisiyle sarayının önemini teslim etmek gerektiği gibi, İngiliz bahçesinde de Britanya imparatorluğu’nu görmek gerekir. Osmanlı/Türk mutfağının sanayiden beslenemeyen imparatorluk-saray kültürü nedeniyle sistemleşememesi gibi, Osmanlı lale çılgınlığı da tarihe mal olup, lale Hollanda’yla özdeşleşmiştir .

Osmanlı-İstanbul çiçekçiliğinde, çiçek bahçe (bağçe) ve bostandan ayrılmaz. Çiçek aynı zamanda ilaç ve şerbet anlamına gelmektedir. Fatih’le başladığı kabul edilen “has bahçe” uygulaması Lale Devri’yle (1718-1730) doruğuna çıkmış ve çiçekçilik şüldifeciyan adı altında esnaf örgütlenmesine ve narh ve mezadı ile nizamnameye kavuşturul-muş, sünbülname, şüküfename, revnak-ı bostan adlarıyla edebiyatını yaratmıştır ama, Osmanlı yönetici sınıfının çiçek hediye etme anlayışı çok daha eskiye gitmektedir. Cuma selamlıklarında padişaha çiçek sepetleri sunulması gelenek olduğu gibi, düğünlerde, tebrik ve bayramlarda şekerleme ve meyve sepetleriyle birlikte çiçek sepeti, vazo ve laledanlıkla çiçek vermek âdettİ. İlaç, şerbet, reçel yapımı yanında, bu geniş sektör İstanbul’da, bülbül dinleme korularında olduğu gibi, estetik ihtiyaç için geniş bahçelere yayılmıştı.

19. yüzyılda çiçekçilik eski önemini kaybetti. Sabuncakis, Kamelya, Fulya gibi köklü çiçek evleri yaşamlarını sürdürüp Mısır Çarşısı gibi belirli pazarlar korunsa da çiçekçi dükkânlarının sayısı azaldı. Çiçekçilik Arnavutların ve Çingenelerin ilgi alanı haline gelirken, haremlik selamlıklı, aşçılı arabacılı konakların emekçilerinden olan Arnavut bahçıvanlar, konaklar ve bahçeleriyle birlikte ortadan kalktı. Şehirler büyüyüp avlulu evler apartmanlara döniıştükçe, bahçedeki ağaçlarla birlikte çiçekler de yok oldu. Tipik Türk evi olarak karikatürlere giren, cumbasında teneke kutulardan yapılma saksılar bulunan evlerin yerini ise çiçekli balkonlar aldı. İstanbul çiçekçi esnafı 1960’lı yıllarda köklü çiçek ve tohumcularla kesilmiş sap çiçekçiler olarak ikiye ayrılırken, şehir varoşlarında, mahalle pazarlarında toprak saksı üretip satanlar da plastik saksıların çıkmasıyla devirlerini tamamladılar.

Saksı sözcüğünün yalnızca bugünkü saksı anlamına sonradan dirgendiği, sürahi, kadeh, kupa, kase vb. cam eşyaya saksonya, bugün billuriye dediğimiz bu tür eşyayı satanlara saksonyacı denilmesinden anlaşılmaktadır.

Paylaşın Bilgi Çoğalsın