İlk bankayı kim kurdu, Bankayı kim buldu

banka

İlk banka ne zaman kuruldu?

Bankacılık sistemi ve bankalar ilk olarak M.Ö. 1800 – 2000 yılları arasında önce Babil’de sonra Asurlular ve Sümerlerde ortaya çıktı. Şehirler arasında mal taşıyan ve satan tüccarlar çiftçilere tahıl kredisi vermeye başladı. Bu temel sosyal ve ekonomik anlaşmalar kil tabletlerine yazılan faiz tahakkuk anlaşmasıyla belgeleniyordu.

Daha sonra, antik Yunanistan’da ve Roma İmparatorluğu döneminde en güvenli yerler sayılan tapınaklar insanların mevduatlarını saklamak için kabul etmeye başladı. Mevduat kabul ederken aynı zamanda tapınağa gelir elde etmek için, ihtiyacı olanlara kredi vermeye başladılar. Değerli madenleri, paraları tapınaklara yerleştirme ve saklama alışkanlığı, tapınakların yağmalanmaya başlandığı M.Ö. 209 yılına kadar devam etti. Efeste bulunan Artemis tapınağı, Asya’nın en büyük bankası olmuştur. Tapınak, Aristoteles, Caesar, Dio Chrysostomus, Plautus, Plutarch, Strabo ve Xenophon gibi ünlü isimlere hizmet vermiştir. M.Ö. 433-427 yılları arasında Atina Tapınağı devlete bile kredi vermiştir.

Yapılan arkeoloji kazılarında aynı dönemlerde Antik Çin ve Hindistan’da  para kredilendirme faaliyetleri yürütüldüğü hakkında kanıtlar bulunmuştur.

Bankacılık Tarihi

Bankacılık tarihi para geçmişi ile iç içedir. Tahıl-para ve yiyecek-sığır-para olarak bilinen eski para türleri, iki şeyin takas edilerek bedellerinin ödenmesi M.Ö. 9000 civarında bir zamandan beri kullanılmaktadır. Paranın bir şeyleri satın almak için bir değişim aracı olarak kullanılmaya başlanmasından önce, tüccar senetleri ve mal karşılığı kredilendirme sistemleri gibi basit banka işlemleri ile yarı bankacılık faaliyetleri yapılmaya başlanmıştır.

Ortaçağ da köy hayatından şehir hayatına doğru akışın başlamasıyla ekonomik faaliyetler gelişmeye başlamıştır. Özellikle Haçlı Seferleri sırasında orduların ihtiyaçlarını karşılamak için büyük para transferleri yapılmaya başlanmıştır. Haçlı Seferleri Batı Avrupa’da bankacılığın yeniden ortaya çıkmasını teşvik edici bir rol oynadı. 1162 yılında İngiltere II. Henry ülkenin çeşitli yerlerinde bulunan kalelerine halktan vergiler toplamasını emretti. Her kalede önemli miktarda mevduat bulunuyordu. Bir yerden bir yere para transferi gerektiğinde resmi bir belge düzenleniyordu. belgeyi elinde taşıyan kişiye başka bir şehirde ödeme yapılıyordu. Bu sistem paranın yolculuk sırasında yanlarında taşınması işlemini ve soygun riskini ortadan kaldırdı. Bu belge günümüzde kullanılan Çek sisteminin ilk örneğidir.

1156 yılında Cenova’da bilinen en eski döviz değişimi gerçekleşti. İki kardeş arasındaki bir borç ödemesinde, 115 Ceneviz sterlini para cenevizden İstanbula gönderildi. Yola çıktıktan bir ay sonra İstanbul’daki bankanın acentelesinde, 460 beza olarak değiştirildi.

Bu dönemlerde Doğu Avrupa’nın ülkeleri ile ticaret gelişmeye başlamıştı. İnsanlar ticaretin kolaylıkla yürütülebilmesi için para işlemlerinde aracılık edecek güvenilir kurumlara ihtiyaç duymaya başladı. Bütün bu gelişmeler bankacılık sistemini büyütürken aynı zamanda ticaret hukukunun da doğmasına neden oldu.

İlk Bankalar

Ortaçağ ve Rönesans İtalya’sında, özellikle Floransa, Venedik ve Cenova’nın zenginlerin yoğun olarak yaşadığı şehirlerdi. Bu şehirler bankacılık sistemi tarihinde önemli yerler edindi. Acciaiuoli, Mozzi, Bardi ve Peruzzi Aileleri, 14. yüzyılda Floransa’da bankacılığa hakim olmuş ve Avrupa’nın birçok yerinde şubeler açmıştır. En ünlü İtalyan bankası, 1397’de Giovanni Medici tarafından kurulan Medici bankasıydı. 1327’ye kadar faaliyet gösteren Avignon’un 43 banka şubesi vardı. Halen var olan en eski banka, 1472’den beri sürekli faaliyet gösteren İtalya’nın Siena kentinde bulunan Banca Monte dei Paschi di Siena’dır.

Banka adı İtalyanca “masa yada tezgah” anlamına gelen banco kelimesinden gelmektedir. Para alışverişi ve kredi anlaşmaları genelde bir büyük bir tüccarın tezgahı önünde yapılıyordu. 12. yy’da para ticareti yapan bu kişilere banchiero (banker) adı verilmiştir.

Yahudiler’in İtalya’ya toprak sahibi olmaları yasaktı, bu nedenle tarım yerine ticarete yöneldiler. Lombardiya’nın büyük ticaret pazarlarında ürünlerini segilediler. Kazandıkları paralar sayesinde kendi bankalarını kurdular. İslâmiyet ve Hristiyanlığın faizi haram olarak niteleyerek yasaklaması, kredi bankacılığının gelişiminde önemli bir engel olarak ortaya çıktı. Bu nedenle  Yahudiler bankalara ve bankacılık sistemine egemen olmuşlardır. Yahudi tüccarlar hem finansman (kredi) hem de sigorta (sigorta) işlemlerini yapmaya başladılar. Finansman, yani ürün kredisi mevsimin başında, bir çiftçinin yıllık mahsulünü (tohumlama, yetiştirme, yabani ot öldürme ve hasat yoluyla) yetiştirmesi için gerekli olan paraydı. Bir mahsul veya emtiaya sigorta yapılması ise, ürünün alıcıya, genelde bir toptancıya teslimini garanti altına alıyordu. Buna ek olarak, kuraklık veya mahsul bozulmasıdurumlarına  karşı bir ürün (veya emtia) sigortası düzenleyerek çiftçiyi (veya diğer emtia üreticisini) garanti altına alıyordu.

Modern Bankacılık Sistemi

Modern bankacılık, 1157 yılında İtalya’da devletin garantisiyle Venedik Merkez Bankası’nın kurulması ile başlamıştır. Bu banka Avrupa sınırları içinde kurulan ilk ulusal bankadır. Fransızların 1797’de istilası sırasında banka kapatılmıştır. 1408’de Cenova Bankası kurulmuştur. Yeni çağ ile birlikte Avrupa’da düşünce ve ekonomi alanında başlayan reformlar sayesinde faiz yasak olmaktan çıkmıştır. Bu yasaklamanın kalkmasıyla Avrupa’da bankacılığın gelişiminin önündeki en büyük engel ortadan kalkmıştır. Sömürgeleşmenin yaygınlaşması ile birlikte ticaretin çeşitlenmesi bankaları da uzmanlaşmaya ve birleşerek büyümeye yöneltmiştir.

16. yüzyılın sonunda ve 17’nci yüzyılda, mevduat, para toplama, para değişimi ve para transferi gibi geleneksel bankacılık işlevleri, altın ve gümüş sikkelerin ticarette kullanılmasının yerine geçti.

Bankacılık sistemi Kuzey İtalya’dan Kutsal Roma İmparatorluğu’na ve 15-16. Yüzyıllarda da kuzey Avrupa’ya yayılmıştır. 17. yüzyılda Hollanda da Amsterdam Bankası, parasal değişim kapasitesinde bir bankanın işleyişi için bir model haline geldi ve 18. yüzyıldan sonra Londra’da bankacılık sistemi ile ilgili bir dizi önemli yenilik meydana geldi.

Kağıt Para yada Banknot

Rezerv bankacılığı ingilterede ortaya çıktı. O dönemde zengin tüccarlar, altınlarını saklaması için kuyumculara teslim etmeye bunun karşılığında bir not kağıdı almaya başladı. Kıymetli madenlerin her bir birimi karşılığında, kuyumcular, demirbaş olarak tuttuğu değerli madenin miktar ve saflığını belgeleyen makbuzlar düzenledi. Kuyumcular, para yatıran adına başkalarına ödünç para vermeye başladı; bu, modern bankacılık uygulamalarının gelişmesine yol açtı. Banknot yani kağıt para dönemi başlamıştı.

17. yüzyılın sonuna gelindiğinde, bankacılık, birbiri ile mücadele eden Avrupa devletlerinin finansman ihtiyaçları için oldukça önemli hale geldi.

Standart banknot kullanan ilk banka 1695 yılında İngiltere Bankası’ydı. Başlangıçta elle yazılmışlardı. Mevduat veya kredi olarak elden ele dolaşmaya başladı. 1745 yılında, £ 20 ila £ 1,000 arasında değişen standart basılı fakat mutlaka alıcı ve ödeyen bankanın imzasını taşıyan banknotlar kullanılmaya başlandı. Alacaklı ve kasiyerin imzasını gerektirmeyen tamamen basılı banknotlar ilk kez 1855 yılında çıktı.

Çekler İngiltere’de 1600’lü yıllarda icat edildi ve bankalar arasında doğrudan kurye aracılığı ile dolaşmaya başladı. 1770 civarında, çekler merkezi bir yerde toplanmaya başladı. 1800’lü yıllara gelindiğinde, bankacıların takas merkezi olarak bilinen özel bir yer kuruldu.

İki göçmen aile, Rothschild ve Baring, 18. yüzyılın sonlarında Londra’da ticaret bankacılığı şirketleri kurdu ve sonraki yüzyılda dünya bankacılığına hâkim oldu.

19. yy’da sanayi devrimi  sayesinde, üretimin artması, mal ve hizmetlerin uluslararası ticaretinin gelişmesi bankacılık sistemini büyük bir hızla büyütmüştür.

Merkez Bankası Sistemi

19 yüzyılın ortalarına kadar, ticari bankalar kendi banknotlarını çıkarmaya devam etti. 1844 tarihli Banka Yasasının yürürlüğe girmesi ile yeni banknot çıkarma yetkisi İngiltere Merkez Bankası ile sınırlandırılmıştır. 19. yüzyılda birçok Avrupa ülkesinde merkez bankası kuruldu. 1935’e gelindiğinde, merkezi bir bankaya sahip olmayan tek önemli bağımsız ülke, Brezilya idi. 1945’te merkez bankalarının kurulmasından yirmi yıl sonra merkez bankası kurdu. Bağımsızlığa kavuşan Afrika ve Asya ülkeleri de, merkez bankaları veya para birliği kurdular.

İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde ve 1944’te Bretton Woods sisteminin devreye girmesiyle birlikte IMF ve Dünya Bankası olmak üzere iki kuruluş oluşturuldu. Bu iki kurum devletlere borç vermeye başladı.

Bankacılık Teknolojisi

20. yüzyılda, telekomünikasyon ve hesaplama sistemlerindeki gelişmeler, bankaların operasyonlarında büyük değişiklikler yarattı. Bankaların coğrafi yaygınlığında önemli ölçüde artış sağladı. 1960’lı yıllarda ilk ATM’ler, bankamatikler ve Nakit makineleri geliştirildi. Bankalar, büro elemanlarından yeni otomatik sistemlere geçiş yapmaya başladı. Manuel işlemlerin çoğunu otomatik hale getirmek için bilgisayar teknolojisine büyük yatırımlar yapmaya başladılar. 1970’li yıllara gelindiğinde, hem uluslararası hem de ulusal ödemeler için elektronik ödeme sistemlerine yol açacak ilk ödeme sistemleri (EFT ve Havale) gelişmeye başladı. Uluslararası SWIFT ödeme ağı 1973 yılında kurulmuş ve yerel ödeme sistemleri, hükümetlerle birlikte çalışan bankalar tarafından dünya genelinde geliştirilmiştir.

Küresel bankacılık ve sermaye piyasası hizmetleri birçok ülkede finansal piyasaların serbestleştirilmesinin ardından 1980’lerde hız kazandı. Londra’daki 1986 “Big Bang”, bankaların sermaye piyasalarına yeni yollarla erişmelerine imkân sağladı. Bankaların bu sermayeye girişi ve işletmesi konusunda önemli değişiklikler yapıldı. Perakende bankaları, yatırım bankaları ve geniş bankacılık hizmetleri sunan evrensel bankalar ortaya çıktı.

Mali hizmetler, şirketlerin, hükümetlerin ve finans kurumlarının talebindeki büyük artışın yanı sıra finansal piyasa koşullarının güçlü olduğu ve genel olarak yükseliş gösterdiği 1980’li ve 1990’lı yıllarda da büyümeye devam etti. Amerika Birleşik Devletleri’nde faiz oranları, iki yıllık ABD Hazine notlarında yaklaşık% 15 iken, 20 yıllık dönemde yaklaşık% 5’e geriledi ve finansal varlıklar dünya ekonomisinin yaklaşık iki katı oranında büyüdü.

2000’lerin başında, mevcut bankaların konsolide edilmesi ve diğer finansal aracıların, banka dışı finansal kurumların para piyasasına girişleri mali piyasalara damgasını vurdu. Büyük kurumsal oyuncular, bankalarla rekabet edebilecek finansal hizmetler sunmaya başladılar. Sunulan ana hizmetler arasında sigorta, emeklilik, karşılıklı fonlar, para piyasası ve hedge fonları, krediler ve menkul kıymetler yer alıyordu. Nitekim, 2001 yılı sonuna kadar, dünyanın en büyük 15 finansal hizmet sağlayıcısının 4’ü banka olmayan kuruluşlardan oluşuyordu.

2007-2008 mali krizi, dünyanın en büyük bankaları dahil olmak üzere birçok banka için felaket oldu.

Bankalar genellikle faiz geliri karşılığı halktan mevduat yani para toplayarak kaynak oluştururlar. Halktan topladıkları bu paraları yine faiz bedeli karşılığı ihityacı ve geri ödeme gücü olanlara uzun veya kısa vadeli olarak satarlar. Bazı bankalar ticaret alanında uzmanlaşmışken, kendi öz sermayeleri ile çalışan bankalar da yatırım ve işletme bankacılığında uzmanlaşmıştır.

Paylaşın Bilgi Çoğalsın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir