Bilye’yi kim buldu

Bilyenin atası sayılabilecek aşık oyunudur. Aşık kemikleri Yakındoğu’da da aynı amaçla kullanılmıştır. Bilyelerin de büyükler ve çocuklar tarafından kutsal amaçlarla, büyü ve oyuncak olarak kullanıldığı arkeolojik bulgulardan anlaşılmakta, tapınak ve çocuk mezarlarında bilye bulunmaktadır.

Girit’te bulunan akik ve yeşim bilyeler M.Ö. 1400’lü yıllara aittir. İngilizce bilye demek olan “marble” eski Yunanca “marmaros” (mermer) sözcüğünden gelmekte, İngilizce ve Fransızca “agate” akik anlamının yanı sıra bilyeyi, dolayısıyla bu taştan bilye yapıldığını da ifade etmektedir. Bilardonun kökü de Fransızca “bille”, yani bilyedir.

Batı Avrupa’da halen çeşitli büyüklükte toplarla bilye oyununun türevlerinin büyükler arasında sevilerek oynandığı bilinmektedir.

Türkçede bilye İtalyanca “biglia”dan gelirken, mile, miras gibi adlar da alır ve ceviz başta olmak üzere, bütün dünya kültürlerinde, yerli malzeme neyse onunla oynanır.

Cam bilyelerin 1800’lerde ABD de yaygınlaştığı bilinmektedir. Çocuk oyunlarında bir oyunun ve oyuncağın uzun aralarla tekrar moda olduğu görülür; bilye de herhalde böyle bir dönem geçiriyor. Bilyenin çeşitli oyunları olduğu gibi, hangi dilde olduğu bilinemeyen çok zengin terminolojisi de vardı. Değişik renkleriyle hareli Japon bilyeleri en değerli taşlar olmuştu, ancak oyunun modası bundan sonra fazla sürmedi.

Paylaşın Bilgi Çoğalsın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir