İnsansız Hava Aracı’nı kim icat etti

iha drone

İnsansız hava araçları (IHA), diğer adıyla Drone‘lar askeri güçlerin, sınırötesi operasyonlarında ve  terörle mücadelede önemli bir görev üstlenmektedir. İnsansız hava araçları yeni bir teknolojiymiş gibi görünse de, yüzyıllar öncesine dayanan uzun ve köklü bir geçmişi vardır.

Nikola Tesla‘nın Vizyonu

Yaşadığı dönemin en parlak mucitlerinden biri olan Nikola Telsa, insansız silahlı araçların gelecekte kullanılacağını öngören ilk kişi oldu. O yıllarda geliştirdiği uzaktan kumanda sisteminin potansiyel kullanım alanları üzerinde planlamalar yaparken öne sürdüğü fütüristik tahminlerden sadece biriydi insansız hava araçları.

Nikola Telsa 1898 yılında aldığı patentinde “Gemilerin veya Vasıtaların Hareket Mekanizmasının Kontrolü Metodu ve Aparatı” (No. 613.809) yaptığı tanımamada yeni radyo-kontrol teknolojisinin olanaklarını geniş bir yelpazede anlatmıştı:

Tarif ettiğim buluş pek çok açıdan yararlı olacaktır. Deniz taşıtları veya benzeri araçlar, yük taşımak için uygun herhangi bir türde gemiler veya araçlarda kullanılabilir… Ancak icadımın en büyük değeri, savaş ve silahlanma alanında anlaşılacaktır. Sınırsız yıkıcılıkları bilinen silahların aksine icadım uluslar arası kalıcı barışı sağlama ve sürdürmede etkili olacağını biliyorum.

Patenti sunduktan yaklaşık üç ay sonra, dünyaya böyle bir teknolojinin nasıl işleyebileceğine dair bir sunum yaptı. Madison Square Garden’da düzenlenen yıllık Elektrik Fuarı’nda katılımcılar Tesla’nın, bir havuz boyunca oyuncak bir gemiye manevra yaptırmak için radyo sinyalleri ileten bir kontrol kutusunu kullandığını şaşkınlıka izlediler. O günlerde radyo dalgaları teknolojisi ile deney yapan bir avuç mucitin dışında, az sayıda insan radyo dalgalarının varlığından haberdardı.

Askeri İnsansız Hava Araçları (IHA) – Drone

O tarihte silahlı kuvvetler, stratejik avantajlar elde etmek için uzaktan kumandalı araçların nasıl kullanılabileceğini önceden görmeye başlamıştı bile. Örneğin, 1898’deki İspanyol-Amerikan savaşı sırasında, ABD ordusu, düşman birliklerinin havadan fotoğraflarını çekebilmek için fotoğraf makinesi bağlanmış uçurtmalar yapmayı başarmışlardı. Askeri amaçla bir insansız araç kullanımı ile ilgili daha önceki bir örnek ise Avusturyalıların 1849’da patlayıcı madde ile doldurulmuş balonlarla Venedik’e yaptıkları saldırıdır.

Birinci Dünya Savaşı’ndan önce, Askeri mühendisler Tesla’nın vizyonunu daha ileri götürmek için uzaktan kumanda sistemlerini, çeşitli insansız uçaklara entegre etmenin yollarını denemeye başlamışlardı.

İlk çok masraflı ve karmaşık çalışmalardan biri, ABD Deniz Kuvvetleri için çalışan mucitler Elmer Sperry ve Peter Hewitt‘in radyo kontrollü pilotsuz bir bombardıman uçağı olan Hewitt-Sperry Automatic Airplane‘i geliştirdiler.

Bu amaca yönelik olarak, uçakları otomatik olarak stabilize edebilen bir jiroskop sisteminin mükemmelleştirilmesi çok önemliydi. Hewitt ve Sperry’nin sonunda ortaya çıkardığı uçakta, otomatik pilot sisteminde; yön sabitleyici bir jiroskop, yükseklik kontrolü için bir barometre, radyo kontrollü kanat ve kuyruk parçaları ve mesafeyi ölçen bir mekanizma gibi özellikler vardı. Teorik olarak, bu sistem, uçağın önceden ayarlanmış bir rotaya göre uçmasını ve hedefe bomba atmasını sağlamaktaydı.

Konsepte olan inacını göstermek için Deniz Kuvvetleri, yedi tane Curtiss N-9 deniz uçağına bu sistemi uygulatmış, Automatic Airplane sisteminin geliştirilmesi için fazladan 200 bin dolar ödenek sağlamıştır.

Fakat sonuçta, ortaya çıkan başarısız birkaç prototip ve denemelerden sonra projeye son verilmiştir. Proje başarısız olsa da, projede çalışanlar, sistemin kavram olarak uygulanabilir olduğunu kanıtlayan bir kaç bomba atmayı başarabilmiştir.

ABD donanması Hewitt ve Sperry’nin Otomatik Uçak fikrini desteklerken, bir yandanda ABD ordusu başka bir mucidi yani General Motors’un araştırma sorumlusu Charles Ketterling’i, bir “hava torpido” projesi üzerinde çalışması için görevlendirdi. Projeye Elmer Sperry ve Orville Wright (Uçağın Mucidi) danışman olarak getirildi. Bu işbirliği, önceden belirlenmiş bir hedefe doğru doğrudan bir bomba taşıyacak şekilde programlanmış bilgisayarlı, otomatik pilotlu bir çift kanatlı Ketterling Bug uçağı ile sonuçlandı.

1918’de Ketterling, başarılı bir deneme uçuşunu tamamladı; bu orduya, insansız uçakların üretimi için büyük bir cesaet verdi. Bununla birlikte, Ketterling uçağı da Automatic Airplane ile ayını kaderi paylaştı. Düşman topraklarına ulaşmadan önce sistemin arızalanabileceğinden endişe duyuylduğu için savaşta kullanılmadılar. Ancak geri dönüp bakıldığında her iki uçak projesi de, günümüzdeki cruise füzelerinin öncülerinden olduğu için insansız hava araçlarının gelişiminde önemli rol oynadı.

Drone Terimi

Birinci Dünya Savaşı sonrası dönem, İngiliz Kraliyet Donanması radyo kontrollü insansız uçakların geliştirilmesinde başı çekmeyi başardı. Yaptıkları IHA ları ilk olarak “Target Drone” olarak kullandılar. Bu araçlar düşman uçaklarının hareketlerini taklit etmek üzere programlandı. Amacı hedef uçağın hareketlerini taklit etmek ve hedef uçağı vurarak düşürmekti.

İlk kez Drone terimi Havilland Tiger Moth uçağının uzaktan kumandalı versiyonu olan DH.82B Queen Bee uçağınnda kullanıldı.

1919’da, İngiliz Royal Flying Corps’un hizmet uzmanı olan Reginald Denny, Birleşik Devletler’e göç etti ve Radioplane Company adıyla model uçak üretmek üzere bir tesis açtı. Bu tesis daha sonra droneların ilk büyük üreticisi oldu. Denny, ABD Ordusu’na bir dizi prototip sundu ve sonunda Radioplane OQ-2 dronlarının imalatı için bir sözleşme imzaladı. 1940’da büyük bir mola verdi. İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde, şirket orduya onbeş bin dron tedarik etmişti.

Radioplane Company‘nin adı, dronlar dışında bir konuda daha çok duyuldu. Radioplane Company, efsanevi Hollywood yıldızlarından birinin kariyerine başladığı yer olarak bilinmektedir. Denny’nin aktörlük zamanından arkadaşı olan Ronald Reagen, ABD başkanı olduktan sonra, 1945 yılında ordunun haftalık dergisi için Radioplane fabrikasının fotoğraflarnın çekilmesini istedi. Fotoğrafları çekmesi için David Conover adında bir askeri fotoğrafçı gönderdi. Fabrika çalışanlarından Norma Jean adında genç bir bayan fotoğrafçının dikkatini çekmişti. Norma Jean işinden ayrılarak fotoğrafçı David Conover ile diğer fotoğraf çekimlerinde model olarak çalışmaya başladı. Norma Jean popüler olmaya başladığında adını Marilyn Monroe olarak değiştirdi.

II. Dünya Savaşı döneminde de muharebe operasyonlarında insansız uçaklar kullanıldı. Özellikle, Nazi Almanyası’nın V-1 roketi olan AKA Buzz Bomb en yıkıcı olanı idi. Şehirlerdeki sivil hedefleri vurmak için tasarlanan “uçan bomba”, 150 kilometrelik mesafeye 2 tonluk savaş başlığını taşıyabiliyor, jiroskopik otopilot sistem tarafından kontrol ediliyordu. İlk olarak gemi füzesi olarak 10.000 sivilin ölümüne ve 28.000 civarında kişinin yaralanmasına yol açtı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD askeri birlikleri, keşif görevleri için İHA ları yeniden kullanıma sokmaya başladı. 1951’de 60.000 fit yüksekliğe ulaşırken iki saatliğine havada kalma kabiliyeti olan Ryan Firebee I,  ilk insansız hava araçları arasında yer aldı. Ryan Firebee’yi bir keşif platformu haline getirmek için, her ikisi de Vietnam savaşı boyunca yaygın biçimde kullanılan Model 147 Fire Fly ve Lightning Bug uçakları kullanıldı. Soğuk savaş döneminde ABD ordusu odak noktasını casus uçakların geliştirilmesine çevirdi. Bunun önemli bir örneği Mach 4 Lockheed D-21’dir.

Silahlı insansız hava araçları (güdümlü füzeler değil) kavramı 21. yüzyılın başlarına kadar yeterince ele alınmadı. General Atomics tarafından üretilen silahlı İHA tanımına en uygun aday Predator RQ-1, 1994 de  400 deniz mili mesafesinde seyir yapabilen ve 14 saat süreyle havada kalabilen bir keşif aracı olarak test edildi ve hizmete sokuldu. Daha etkileyici olan özelliği ise, uydu bağlantısı üzerinden binlerce kilometre uzaktan kontrol edilebiliyor olmasıydı.

7 Ekim 2001’de Lazer güdümlü hell fire füzeleri ile donatılmış bir Predator, Afganistan’daki Kandahar kentinde, Taliban’ın liderlerinden olan Molla Muhammed Ömer’i etkisiz hale getirmek için kullanıldı. Görev başarısız oldu fakat askeri insansız hava araçlarını yei bir döneme taşıdı. O günden bu yana, Predator ve General Atomics’in ürettiği Predator ve daha yetenekli olanı MQ-9 Reaper binlerce görev tamamladı. Guardian gazetesi bu görevler esnasında ise en az 6.000 sivilin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Paylaşın Bilgi Çoğalsın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir