Mini Etek kim buldu?

mini-etek

Mini eteği kim buldu, kim icat etti?

1960’lı yıllar, politik devrim ve değişimlerin yaşadığı yıllar oldu. Apollo 11, Ay’a iniş yapan ilk uzay aracı oldu, 1964’de İnsan Hakları Hareketi yasası kabul edildi, Vietnam Savaşı şiddetlendi. Beatles grubunun rüzgarı Beatlemania, dünyayı kasıp kavuruyordu, doğum kontrol hapları pazara çıkmıştı. Gençlik sosyal hayat üzerinde resmen bir deprem taratıyordu. “Youthquake” (Gençlik Depremi) yaşamın birçok alanını radikal bir şekilde ele geçirmişti. Bu dramatik, politik ve kültürel değişimlerin ortasında, çağın en kalıcı ve tartışmalı moda ikonlarından biri ortaya çıktı: mini etek.

Bu küçük kumaş parçası, antik çağlardan beri şaşırtıcı bir şekilde, güç ve savunmasızlık, bağımsızlık ve hoşa gitme isteği, kapatma ve örtme, olgunluk ve maskaralık gibi en etkileyici paradoksları somutlaştırdı. Eşzamanlı olarak hem kınanıp hem de sevilen mini etek, bu karmaşık politik manzaranın tam ortasında patladı. Aniden Kadınların ve ve erkeklerin dikkatini yıllarca gizlenmiş olan şeylere, kadının bacaklarına doğru çekti.

Antik çağda, Başlangıçta mini etek

Çok kısa etekler uzun süredir var olmasına rağmen, 1960’lara kadar genellikle “mini” olarak adlandırılmadılar.

Arkeologlar Avrupa’nın en eski köylerinde, son zamanlarda yapılan kazzılarda Vinča kültürüne ait M.Ö 5400-4700 yılları arasında tarihlenen antik heykelcikleri ortaya çıkardılar. Figürinler hakkında dikkat çekici olan şey sadece onların yaşı değil, aynı zamanda kadın figürinlerin 1960’ların moda mini eteklerin giymiş gibi görünmesiydi. Bu figürler “antik mini eteklerin” tek kanıtı değildir. Örneğin, eski bir Mısır freskleri pamuktan yapılmış bir “mini etek” giyen kadın akrobatik dansçıları göstermektedir.

Bir mini eteğe benzeyen en eski giysilerinden biri, İskandinav Tunç Çağı’nda (c. 1390–1370 BCE) gömüldüğü tespt edilen Egtved Kız tarafından giyilen bronz süslemeli kısa yün etektir.

Kadınların düzenli olarak mini eteklere benzeyen kıyafetler giydiği bilinen en eski kültürlerden biri, Çin’deki Miao halkının bir alt grubudur.

1800’lerin ortalarında, Avrupa ve Amerika’da, kadınların daha zayıf ve daha savunmasız bir cinsiyet olduğuna inanılıyordu. Siyaset, iş ve fiziksel aktivite kadınlar için tehlikeli görülüyordu ve bu nedenle uzun eteklere sahip elbiseler ve sıkı korseler giyiyorlardı.

Ancak, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, kadınların özgürleşmesi ve savaş sonrası rahatlama, “flapper” (dağınık saçlı genç kız) )tarzının yayılmasına  yol açmış, etek boylarını kadınların dizlerine kadar kısaltmıştır. 1930’ların başında etek boyları daha aşağı, baldırlara kadar inmiştir. İkinci Dünya Savaşı sırasında zorunlu kumaş tasarrufu nedeniyle tekrar yukarı, dizlerin hemen altına geri çekilmiştir.

1960’lar ve Mini Etekler

Gençler Kendi Siyaset (ve Moda) Alanını Oluşturdular

1960’larda, gençlik protestoları, bireysel düşünceleri ifade etme talepleri, genç yetişkinlerin kendilerinden beklenenin aksine politik olaylara yanıt vermeye başlaması, gençlerin farklı ve birleşik bir grup olarak kendileri hakkında bilinçli bir farkındalık kazandıkları ortaya çıktı. Gençler artık ikiyüzlü burjuva ahlakına ve davranış kurallarına uymayacaklarını açıkça hissettirdiler. Gençler siyasi kimlik kazandıkça, ebeveynlerinin değil, kendi politik görüşlerini somutlaştıran yeni ve kendilerine özgü bir alan yarattılar.

1960’lardan önce, genç kadınların, genellikle Haute couture’a (siparişle kişiye özel dikilmiş) dayanan annelerinin tarzıyla giyinmeleri bekleniyordu. Örneğin, 1962’nin sonlarına doğru bir Sears kataloğu, anneler ve kızlarını, aynı elbiseleri giymekten çok memnun oldukarını betimlemişti. 1950’lerin sonlarına doğru, İngiliz tasarımcı Sally Tuffin, “O dönemde gençler için hiç kıyafet yoktu. Her biri annelerine benziyordu ” demiştir.

1960’larda Feminizminin Bir İfadesi ve Aracı Olarak Mini Etek

Feminizmin artan farkındalığı, kadınlar için farklı bir moda yolunu da açtı. Örneğin, 1963’te, Amerikalı Betty Friedman, mutlu ev kadını mitini yıkıcı ve kadınların diğer rolleri keşfetme arzusunu ifade eden “Kadınsı Gizem” i yayımladı. Ayrıca, 1960’lı yıllar üniversitelere giden ve işgücüne katılan kadınlarda bir atışa sahne oldu. Özellikle bir kadının çalışmak istediği zaman ve yerde daha fazla esneklik sağlayan Geçici İşçi statüsünün ortaya çıkışı bunda çok önemli bir etki yaptı.

Bu on yıl, hem evli hem de boşanmış kadınların korunmasına ve güçlendirilmesine yardımcı olan yasaların meclislerden geçtiği de görüldü. Belki de en önemlisi doğum kontrol hapının ortaya çıkmasıydı, bu gebelik korkularını ortadan kaldırdı ve cinsel devrime yardımcı oldu. Kadının imajı, eş ve anne olmaktan, cinselliği ile gurur duyan ve gücüne güvenen genç, bekar ve kaygısız bir kıza kaymaya başlıyordu. İşte Mini etek, ilerleyen zamanda bu büyüyen kadın hareketini ifade edecek bir araç işlevi görecekti.

Genç Tüketici Yeni Bir Sınıf

Genç kuşak gerçekten de isyankardı ve düşüncelerini kolay ifade ediyordu.  Daha önce sahip olduklarından daha fazla parayla sahip olmaya başlamışlardı. Gençler aniden, ruhlarına uygun bir moda talep eden güçlü bir tüketici sınıfı haline geldi. Sonuç olarak, moda sisteminin tüm yapısı sokaklardaki gençliğin taleplerine göre değişmeye başladı. Büyük moda tasarımcıları ve butikler, kendi istediklerini satın alan yeni bir gençlik pazarına ve kızlarına benzemeye çalışan yaşlı kadınlara hitap etmeye başladı.

“Mini Eteğin Annesi”: Mary Quant

mary-quant

Mary Quant 1960’larda mini etek devrimi başlatan kadın tasarımcıdır.

Mary Quant isimli genç bir İngiliz tasarımcı, 1955’te King’s Road’da butik mağazasını açtığında, kendisini moda devrimine öncülük etmeye hazırlamıştı. Modada gerçek bir eğitimi olmamasına rağmen, sokağın gündelik modasının nabzını tutan parmaklarıyla, modada belirgin bir ayrıklığı temsil etti. Paris moda evlerinin moda tarzıyla hiç ilgilenmedi ve zamanın gençliğinin fikirlerini yansıtan kıyafetleri satmaya başladı.

1965 yılında etekleri dizden birkaç santim yukarı kaldırdığında, ikonik mini etek doğdu. En sevdiği araba olan Mini Cooper’dan etkilenerek sattığı eteklere “Mini Skirt” adını verdi. Mini etek anında başarıyı yakaladı ve 60’lı yılların ortalarında Londra’nın ruhunu özetliyordu: özgür, enerjik, genç, devrimci ve alışılmamış.

“Mini Eteğin Lordu”: André Courrèges

Andre-Courreges

Mary Quant muhtemelen, mini etek konusunda harekete geçen ilk girişimciydi fakat ondan çok daha cesur ve etkili biri vardı. Bir Fransız tasarımcı olan André Courrèges dönemin ruhunu yakaladı. İngiltere’nin (ve Amerika’nın) yeni modasını Fransa’ya taşıdı. 1961’in başlarında etek boylarıyla denemeler yapmaya başladıysa da, Courrèges 1964’ün sonlarında diz üstünün oldukça üzerinde fütürist ve uzay-çağını andıran minimalist kıyafetlerini sergiledi. André Courrèges moda dünyasını, Mary Quant dan çok daha fazla sarstı. Quant’dan farklı olarak, eteklerini daha sofistike ve olgunlukla tasarlama eğilimindeydi; bu da mini eteğin Fransız haute couture camiası tarafından kabul edilmesine yol açtı.

Courrèges daha sonra mini eteği icat ettiğini iddia etse de, Quant, “Ben ya da Courrèges mini eteği icat etmedik, bunu yapan sokaktaki kızlardı” diyerek Courrèges’a yanıt verdi. Quant ve Courrèges arasındaki icat önceliği konusundaki eğlenceli tartışmalara rağmen birçok akademisyen meseleyi “ortadan kaldırmaya” eğilimli cevaplar vermektedir. Quant ve Courrèges, hem daha önceki moda evlerinin eğilimlerini benimsemiş hem de çevrelerinde meydana gelen büyük toplumsal değişimlerden yararlanmışlardır. Değerlendirmeyi “gerçekten icat eden kimdi”ye bakılmaksızın, hem Quant hem de Courrèges, cesur etek boyları ile moda dünyasında devrim yapmış ve zenginleştirmiştir. O nedenle her ikisi de övgüyü haketmektedir.

Paylaşın Bilgi Çoğalsın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir