Patent Nedir, Ne işe yarar?

patent

Patent, bir devlet veya uluslararası arası bir organizasyon tarafından, buluşu detaylı olarak kamuya açıklanması karşılığında sınırlı bir süre için mucit veya vekiline verilen özel haklardır. Buluş yada icat belirli bir teknolojik probleme getirilen bir çözüm, bir ürün veya bir süreçtir. Patentler bir fikri ve sınai mülkiyet biçimidir.

Patent tescili prosedürü, patent başvuru sahibinin yerine getirmesi gereken sorumluluklar ve münhasır hakların kapsamı, ulusal kanunlara, yönetmeliklere ve uluslararası sözleşmelere göre belirlenir. Patent başvuru, işleyiş ve tescil süreçleri ülkeler arasında farklılıklar göstermektedir.

Genel olarak, bir patent başvurusu, buluşu tanımlayan bir veya daha fazla istem içermelidir. Bir patent, her biri belirli bir mülkiyet hakkını tanımlayan birçok iddia içerebilir. Bu iddialar yenilik, yararlılık ve barizlik gibi ilgili patentlenebilirlik gerekliliklerini karşılamalıdır. Çoğu ülkede patent sahibi olan kişi, patentli bir buluşu izinsiz olarak ticari amaçla üreten, kullanan, satan, ithal eden veya dağıtan başkalarını engelleme hakkına sahiptir.

Patent Ne demek? Patent Terimi’nin Anlamı Nedir?

Patent sözcüğü, “açık bırakmak” anlamına gelen Latince pateden gelmektedir. Diğer bir deyişle, Patent kelimesi anlam olarak “isteyen herkesin inceleyebilmesi için açıklanması” manasını taşımaktadır.

Modern kullanımda patent terimi, genellikle, yeni, kullanışlı ve belirgin olmayan herhangi bir işlem, makinei, imalat ürününü veya maddenin bileşimi ile ilgili bir icat yapan kişiye verilen haklara atıfta bulunmaktadır. Bu bağlamda daha önce yapılmamış yeni bir mal, üretim yöntemi ya da herhangi bir yenilik bulan kimseye, buluşun kendisine ait olduğunu gösteren imytiyaz ve başka kişi ve kuruluşların kopyalayarak buluşu kullanmasını engelleme hakkı veren bir ayrıcalık hakkıdır.

Patent’in Tarihi

Antik Yunan kenti Sybaris’de bazı patent haklarının tanınmış olduğuna dair kanıtlar olmasına rağmen, ilk yasal patent sistemi genel olarak İtalya’da 1450 yılında sistematik olarak verilmeye başlanan Venedik Patenti Statüsü (Venetian Patent Statute) olarak kabul edilmektedir. Venedik’te, potansiyel ihlalcilere karşı yasal koruma sağlamak için devlete yeni ve yaratıcı araçların bildirilmesi gerektiği ile ilgili bir kararname yayınlandı. Başvurusu uygun görülenlere koruma süresi 10 yıl olan haklar verilmiştir. Bu dönemde verilen Patentler çoğunlukla cam yapımı alanındaydı. Venedikliler göç ettikleri yeni yerlerde, yaptıkları icatlar için ülkelerindekine benzer patent korumaları talep ettiler. Bu, patent sistemlerinin dünyanın diğer ülkelerine yayılmasına yol açtı.

İngiliz patent sistemi, ortaçağdan itibaren, icatları teşvik etmek için fikri mülkiyeti tanıyan ilk modern patent sistemi oldu. Bu sistem, Sanayi Devriminin ortaya çıkıp gelişebileceği önemli yasal dayanaktı. 16. yüzyılda, İngiliz Kraliyet Yönetimi, hali hazırda var olan tekel firmalara patent mektubu verererek kanunu istismar etti. Parlamentonun ve halkın tepkisinden sonra, İngiltere Kralı James mevcut tüm tekel patentleri iptal ederek  Patentlerin yalnızca “yeni buluş projeleri” için kullanılacağını ilan etmek zorunda kaldı.

Parlamento Kral’ın bazı yetkilerini kısıtlayarak 1624 yılında yayınlanan Tekel Kanununda “Mucitlere veya orijinal buluşlarını tanıtanlara sabit bir süreyle patent mektubu verileceği” maddesi eklenmesi sağlandı. Bu Statü, İngiltere’de ve diğer ülkelerdeki patent yasasında sonraki gelişmelerin temelini oluşturdu.

Patent yasasındaki önemli gelişmeler, hukuk sisteminin daha adil hale gelmeye başladığı 18. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Kraliçe Anne döneminde, patent başvurularının, buluşun kamuya açıklanması ve erişim prensiplerinin eksiksiz bir tanımlaması yapılmıştır. 1796 yılında James Watt’ın buhar motoru için çıkardığı patenti için verdiği hukuk mücadeleleri, mevcut bir makinenin iyileştirilmesi için de patentlerin çıkarılabileceği ve spesifik olarak pratik bir uygulama olmaksızın, fikirlerin veya prensiplerin yasal olarak patent altına alınabileceği ilkelerini oluşturdu. John Locke felsefesinden etkilenen, patentlerin verilmesi basitçe ekonomik ayrıcalık kazanmaktan ziyade bir fikri mülkiyet hakkı biçimi olarak görülmeye başlandı.

İngiliz hukuk sistemi, Birleşik Devletler, Yeni Zelanda ve Avustralya olmak üzere ortak hukuk mirasına sahip ülkelerde patent yasasının temelini oluşturdu. On üç Kolonide, mucitler, mahkemeye dilekçe vererek patent alabiliyorlardı. 1641’de Samuel Winslow’a, Massachusetts Genel Mahkemesi tarafından tuz üretiminde bulduğu yeni bir yöntem için Kuzey Amerika’daki ilk patent verildi.

Modern Fransız patent sistemi 1791’de Fransız İhtilali zamanında oluşturulmuştur. Patentler incelenmeksizin veriliyordu. Patent maliyetleri çok yüksekti (500 ila 1.500 frank arasında). İthalat patentleri, yabancı ülkelerden gelen yeni cihazları korumaktaydı. Patent yasası 1844’de revize edildi – patent maliyetleri düşürüldü ve ithalat patentleri kaldırıldı.

ABD Kongresinin ilk Patent Yasası, 10 Nisan 1790’da “Yararlı Sanatların ilerlemesini teşvik etmek için bir Anlaşma” başlığıyla kabul edildi. İlk patent 31 Temmuz 1790’da Samuel Hopkins’e potas (potasyum karbonat) üretme yöntemi için verilmiştir. Yenilenmiş bir patent kanunu 1793’te kabul edildi ve 1836’da patent yasası büyük bir revizyondan geçti. 1836 yasası, bir sınav sisteminin kurulması da dahil olmak üzere daha katı bir başvuru süreci başlattı. 1790 ile 1836 yılları arasında yaklaşık on bin patent verildi. İç Savaş sayesinde yaklaşık 80.000 patent verildi.

Kanununen Patent

Patent, hukuki bir bakış açısıyla, genellikle patentin verilmesinden itibaren 20 yıl olan bir süre için başkalarının patentli bir buluşu kopyasını yapmasını, kullanmasını, satmasını, satmayı teklif etmesini veya ihraç etmesini önleme hakkını sağlar. Patent süresi belirtilen ücret karşılığında uzatılabilir. Bunun yanında eğer bir buluşun patenti var ise mahkemede ispat için en geçerli belgedir. Patent, icatlarının ayrıntılarını kamuoyuyla paylaşması karşılığında, devletlerin mucitlerine sağladığı sınırlı bir mülkiyet hakkıdır. Diğer tüm mülkiyet hakları gibi, satılabilir, lisanslanabilir, ipotek edilebilir, tahsis veya devredilebilir ya da terk edilebilir.

Dışlayıcı bir hak olan bir patent, patent sahibine, patente tabi buluşun haklarını mutlak olarak kullanma hakkını vermez. Örneğin, birçok yeni icat önceki buluşların geliştirilmesidir.

Patent ihlalleri, patent sahibinden izin almadan, bir kişi tarafından patentli bir buluşu yaptığı, kullandığı veya sattığı zaman oluşur. Bununla birlikte, patentler bir ulusal olarak korunurlar. Örneğin, Çin’de bir ABD patentini ihlal edecek bir icadın yapılması, icat ABD’ye ithal edilmedikçe ABD patent yasası uyarınca ihlal teşkil etmez.

Paylaşın Bilgi Çoğalsın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir